Çocuk sahibi olmak hayatı tamamen durduran bir kırılma mı, yoksa alışkanlıkları yeniden düzenleyen bir dönüşüm mü? Veriler, ikinci seçeneğin çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Ebeveynlik; sosyal hayattan alışveriş davranışlarına, para yönetiminden medya tüketimine kadar pek çok alanda değişim yaratıyor ama bu değişim sanıldığı kadar tek yönlü değil. 

Bu yazıda ebeveynliğin özellikle anne ve babalar üzerindeki etkisini, kalıplardan çok gerçek davranışlar üzerinden ele almaya çalıştım. Çünkü bugün ebeveynlik, tek tip bir deneyim değil; aynı anda farklı yaş gruplarında çocuk büyüten, farklı roller üstlenen ve buna göre şekillenen çok katmanlı bir hayat pratiği. 

Ebeveynlik Tek Bir Deneyim Değil 

Veriler bize şunu net şekilde söylüyor: Anne ve babalar, aynı anda birden fazla ebeveynlik evresini yaşıyor. 0–6 aylık bebeği olan bir ebeveynin evinde çoğu zaman daha büyük yaşta başka bir çocuk da var. Aynı şekilde 3 yaş ve üzeri çocuk sahibi ebeveynlerin bir kısmı yeniden bebekli döneme dönmüş durumda. 

Buda şu anlama geliyor: Ebeveynlerin ihtiyaçları, beklentileri ve gündelik rutinleri tek bir yaş grubuna göre şekillenmiyor. Aynı evin içinde hem bebek bezi hem okul çantası konuşulabiliyor. Dolayısıyla ebeveynlik deneyimi stabil değil; üst üste binen dönemlerden oluşuyor. 

“Artık Sosyalleşmiyorlar” Yanılgısı 

Ebeveynler için en sık duyulan varsayımlardan biri şu: “Çocuk olunca sosyal hayat bitiyor.” Oysa veriler bu yargıyı pek desteklemiyor. Çocuk sahibi olmayan kadınlarla annelerin outdoor aktivite oranları neredeyse aynı. Doğa yürüyüşü, kamp gibi aktiviteler hâlâ hayatın içinde. 

Değişen şey, sosyalliğin türü. Gürültülü, kalabalık ve uzun süreli etkinlikler (konser, festival gibi) geri plana düşerken; çocukla uyumlu, daha planlı ve kontrollü aktiviteler öne çıkıyor. Yani ebeveynler sosyal hayattan kopmuyor, önceliklerini yeniden düzenliyor. 

Para Yönetiminde Anne-Baba Farkı 

Ebeveynlikle birlikte para yönetimi daha ayrışan bir konu haline geliyor. Anneler, babalara kıyasla parayı daha iyi yönettiklerini düşünüyor. Çocuk sahibi olmayan kadınlarda bu oran %38 iken, annelerde %49’a çıkıyor. Babalarda da az bir artış var ancak annelerdeki gibi bir fark yok. 

Anne ve babalar sağlıklı beslenme konusunda aslında sandığımızdan daha benzer yerlerde duruyor. 

“Çocuklarımın abur cuburla beslenmesine izin vermem” diyenlerde oranlar çok yakın: 

Anneler %30 

Babalar %31 

Yani bu konu artık sadece “annenin hassasiyeti” değil. Babalar da en az anneler kadar net bir duruş sergiliyor. 

0-2 Yaş Çocuk Sahibi Anneler %24 

0-2 Yaş Çocuk Sahibi Babalar %31 

0-2 yaş çocuk sahibi annelerde oranın %24’e düşmesi de çok insani bir durumu anlatıyor. Bebeklik döneminde anneler biraz daha esnek olabiliyor; “tamamen yasak”tan çok denge kurmaya çalışıyorlar. O dönemde yorgunluk, uykusuzluk, emzirme/besleme saatleri ve pratik çözümler (oyalama) devreye giriyor. 

Babalar tarafında ise ilginç bir fark var: 
0–2 yaş çocuk sahibi babalarda oran değişmiyor (%31). Bu da babaların kural koymaktan çok kontrol etmeye odaklandığını düşündürüyor. Yani “yasaklı mı?” sorusundan ziyade “bu ürün gerçekten sağlıklı mı?” diye bakıyorlar. 

Babaların davranış tarafı da bunu destekliyor: 

Satın almadan önce araştırıyorlar 

Fırsat kolluyorlar 

Yeni ürünleri keşfedip çevreleriyle paylaşıyorlar 

Kısacası babalar, sağlıklı beslenme konusunda daha meraklı, daha araştırmacı ve daha keşif odaklı bir role giriyor. Anneler ise daha çok düzen kuran, dengeyi sağlayan taraf. 

Babalar Değişiyor (Ve Bu Önemli) 

Ebeveynlik, cinsiyet rollerini de sessizce dönüştürüyor. Erkekler çocuk sahibi olduktan sonra daha fazla marka keşfediyor, ürün araştırıyor ve satın alma sürecine aktif şekilde dahil oluyor. Özellikle hijyen ve bakım kategorilerinde babaların rolü geçmişe kıyasla çok daha görünür. 

“Evin ana alışverişçisi kim?” sorusunun yanıtı artık net bir cinsiyete ait değil. Hem anneler hem de babalar ana ya da ortak alışverişçi rolünü üstleniyor. Hijyen evreni de buna dahil. Ancak burada önemli bir bariyer var: Erkeklerde bilinirlik ve sadakat potansiyeli yüksek olmasına rağmen, consideration aşamasında takılma görülüyor. Yani markayı biliyorlar ama satın alma kararına geçişte ikna edilmesi gereken bir alan var. 

Medya ve Dijital Temas Noktaları 

Bingo ve Sleepy örneklerinde şunu görüyoruz: 

Bilinirlik var 

Ancak consideration aşaması kritik bir bariyer 

Karar öncesi değerlendirme ihtiyacı yüksek 

Bu, ebeveynlerin özellikle bu kategorilerde karar vermeden önce araştırma yaptığını ve tek mesajla ikna olmadığını gösteriyor. 
Buradan “dijital = araştırma ve karşılaştırma alanı” olarak da kullanılıyor diyebiliyoruz. 

Ayrıca; 

Babalar satın almadan önce araştırıyor 

Fırsatları kolluyor 

Çevresindeki insanlara yeni ürünlerden bahsediyor demiştik 

Özellikle bebek bakım kategorisinde (örneğin Molfix kullanan annelerde) internet ve sosyal medya neredeyse evrensel bir temas noktası. Dijital, yalnızca eğlence değil; bilgi, karşılaştırma ve güven inşa etme alanı olarak kullanılıyor. 

Ebeveynler için medya tüketimi “boş vakit”ten çok “işlev” odaklı. Hızlı bilgi, deneyim paylaşımı ve gerçek kullanıcı yorumları karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. 

Rekabet ve Yatırım Fırsatları 

2025’in ilk çeyreğinde kategorideki toplam medya yatırımlarının daralması, özellikle Bingo gibi markalar için önemli bir fırsat alanı yaratıyor. Büyük oyuncuların paylarını kısmaya başlaması, daha esnek markaların sesini yükseltebileceği bir ortam oluşturuyor. 

Burada kritik nokta şu: Yatırımın azalması, rekabetin bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, doğru mesajla doğru kitleye ulaşmanın daha da değerli olduğu bir döneme giriyoruz. 

Sonuç: Ebeveynlik Hayatı Daraltmıyor, Yeniden Şekillendiriyor 

Bu raporun en net söylediği şey şu: Ebeveynlik, hayatı küçültmüyor; yeniden organize ediyor.  

Eskiden alışveriş ve karar süreçleri daha “tek kişinin” sorumluluğu gibi ilerliyordu. 
Özellikle ev, çocuk ve günlük ihtiyaçlar söz konusu olduğunda karar veren çoğunlukla anneydi. Baba daha çok uygulayan ya da sonradan dahil olan taraftı. Roller değişiyor, sorumluluklar paylaşılıyor, alışveriş ve karar süreçleri daha kolektif hale geliyor. 

Markalar için asıl mesele, bugün ebeveynlik artık tek bir bakış açısıyla yaşanmıyor. “anne hedef kitle” gibi dar bir çerçeveyle okumak yerine, modern ebeveynliğin başladığını anlayabilmek.  

Çünkü bugün ebeveynlik, tek bir persona değil; sürekli değişen, dönüşen ve birlikte karar alan bir yapı haline gelmeye başladı.