2025’in ilk yarısına yönelik hazırladığımız Türkiye Dijital Medya Landscape Raporu, dijitalin hayatımızdaki yerini bir kez daha netleştirdi. Artık 77 milyon internet kullanıcısının olduğu, sosyal medyada geçirilen sürenin çift hanelere ulaştığı bir ülkede yaşıyoruz. Mobil cihaz, günlük yaşamın ana kapısı olmuş durumda; tüketicilerin neredeyse tamamı internete cebinden bağlanıyor.
Bu dönüşümde özellikle genç kuşaklar başrolde. Z kuşağının TikTok’u sadece eğlence için değil, ürün keşfi ve arama motoru gibi kullanması oldukça kritik bir sinyal. Alışkanlıkları değiştiriyor, markalara yeni sorumluluklar yüklüyor. Video ve streaming platformlarının geleneksel TV’yi geride bırakması da medyanın ar tık tek yönlü bir mecra olmadığını, kullanıcıların aktif seçim yaptığını gösteriyor.
E-ticaret alanındaki büyüme ise başlı başına dikkat çekici. Sadece ilk 6 ayda 2 trilyon TL’yi aşan hacim, yıl sonunda 5 trilyona ulaşacak gibi görünüyor. Özellikle 30–34 yaş grubu, bu büyümenin lokomotifi konumunda. Bu veriler, alışveriş davranışının “bittikçe alma” kültürüne doğru kaydığını, e-ticaretin artık günlük hayatın ayrılmaz parçası olduğunu kanıtlıyor.
Bir diğer çarpıcı alan perakende medyası. Tüketici satın almaya en yakın noktadayken yapılan iletişim, davranışı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Trendyol, Hepsiburada gibi platformlarda yapılan kampanyaların markalara önemli avantaj sağladığını görüyoruz. Influencer marketing, gaming, podcast ve müzik streaming gibi niş alanlar da tüketiciyle bağ kurmak için giderek daha kritik hâle geliyor.
Ve elbette yapay zekâ. Artık sadece teknoloji meraklılarının değil, günlük tüketicinin de alışkanlıklarının merkezine yerleşiyor. Arama yapmak, ürün bulmak, hatta ilham almak için yapay zekâ araçları kullanılıyor. Bugün erken sinyal seviyesinde gördüğümüz sesli arama, AR alışveriş ya da sanal influencer trendlerinin 2026’da &cced il;ok daha olgun hâle geleceği öngörülüyor.
Bu raporun en değerli yanı, rakamların ötesinde bir fotoğraf sunması: Türkiye’de tüketici dijital dünyada çok daha bilinçli, seçici ve talepkâr. Markaların ise bu hızla değişen ekosistemde doğru dokunuşlarla fark yaratma fırsatı var.